• Ana Sayfa
  • »
  • ONYEDİNCİ PORTREMİZ; HECİ EHMÊ ÛSÊ ZEROKÊ

ONYEDİNCİ PORTREMİZ; HECİ EHMÊ ÛSÊ ZEROKÊ

Hacı’yı tanıdığım kadarıyla konuşkan bulunduğu ortama renk katan, yaşama coşkusu olan biriydi, ne yazık ki onu vefat etmeden önce yattığı hastanede ziyaret etmek istememe rağmen bir türlü fırsat bulup gidemedim.

 


 

Portremizin nam- i diğer Hacı Ahmet Yusufoğlu onun anlatımına başlamadan önce bir şeyi dile getirmek istiyorum: ( On altıncı portremizde bazı sayfa arkadaşlarımdan eleştiriler aldım. Doğrusunu isterseniz onlarla polemiğe girmek istemedim, orada da açıklayabilirdim, ama açıklama gereğini duymadım belki bu portrede de eleştiri alabilirim, ben kişi olarak eleştiri, özeleştiri mekanizmasına karşı değilim, hata yanlış ve eksiklere karşı her zaman hakaret, haksızlık yapılmadıkça eleştiri- özeleştiri mekanizması devreye girmelidir. Çünkü eleştiri- özeleştiri insanı geriletmez tam tersine ilerletir. Bunu açıkladıktan sonra şunu da söyleyeyim doğrudur bir insanı bir makalede anlatmak kolay değildir, benim anlattığım onu her yönüyle anlatmak değildir, ancak onu bir portre biçiminde dile getirmek, yad etmektir.) Hacı Ahmet Yusufoğlu onu yakından tanıyanlar tarafından çok sevilen, sayılan bir insandı. Hacı’yı tanıdığım kadarıyla konuşkan bulunduğu ortama renk katan, yaşama coşkusu olan biriydi, ne yazık ki onu vefat etmeden önce yattığı hastanede ziyaret etmek istememe rağmen bir türlü fırsat bulup gidemedim. Hacı Ahmet’in yaşadığı köy babaları tarafından kurulan bir köydü, dolayısıyla kendisi biraderleriyle yaşıyor, biraderlerinin ikinci büyük kişisiydi, yani anlayacağınız yakınlarıyla yaşıyordu. Köylerinin bulunduğu yer düz, verimli bir araziye sahiptir…

 

Hacı Ahmet tanıdığım kadarıyla konuşkan, etrafına neşe katan ve esprileriyle çevresine yaşama coşkusunu veren bir kişiliği vardı. O nedenle onun çocukları, yiyenleri onun yanında kendini rahat bir ortamda his ederlerdi. Zaten kendisi yaşlı olmasına rağmen gençlerin yanında ben gencim derdi, genç gibi yaşamayı severdi. Ben şahsen hatırlıyorum köyümüz birbirine komşu olmasına rağmen kendisinin bulunduğu bir ortamdı, onunla fazla tanışmışlığım yoktu, ama çok genç olmam onun benimle diyalog kurmaya engel değildi, onun benimle konuşması bana büyük bir haz vermişti, kendimi büyümüş olarak his ediyordum. Onun o an için benimle konuşması bana bir güç vermişti adeta, çünkü o zamana kadar doğru dürüst bir büyüğümüzle diyalog kurmamıştım diyebilirim. Bununla şunu anlatmak istiyorum portremiz Hacı Ahmet çevresini seven ve çevresi tarafından sevilen bir insan olup çocukla- çocuk, büyükle- büyük insani bir yapıya sahipti. Onun kendi yaşında olan birkaç insanla tartışmasına şahit oldum, hatırladığım kadarıyla onlara şöyle diyordu; “ Aile bireyleri kendini kral ya da padişah yetkisinde görmemeli böyle bir yerde aile bireylerinin gerilmesi, saldırganlaşması ya da içine kapanması çok normaldir.” *Buna bir şeyi çevresine anlattığını hatırlıyorum. Dikkat edilirse başta da söylediğim gibi kendisi konuşkan, espritüel ve herkesle iyi geçinen kendisiyle barışık bir kişiliği vardı, onun bu tutumu, bu anlayışı kendi çocukları ve çevresini de olumlu yönde etkilemiş olacaktı ki, onların da yaşam esprileri, felsefeleri nüktedan ve latifeci birer kişi olmalarına neden olmuştur. O zamanlar anlattığı bir şey daha vardı, “ Günümüz insanı “an”a göre tavır değiştirebilmektedir, bu yüzden “iyi” daha sonra “kötü”ye, kötü de iyiye dönüştürülebilinmektedir. Bu da günümüze zarar verdiği kadar ikiyüzlü insanların yetişmesine sebep olmaktadır.”** Nitekim günümüzde dünya ikiyüzlü insanlarla dolmuştur.

 

Hacı Ahmet Yusufoğlu onun gayreti insanların korkuyla değil sevgiyle, kati kurallarla değil değişkenliğe açık, kalbi kötülüğe değil, iyiliğe açık olmasını isteyen bir insani yapısı vardı. Herkesin de böyle bir yapıda olmasını isteyen biriydi. O insan yani Hacı Ahmet kendi doğrularından vazgeçmeyen ve o doğrularını her zaman ve ortamda savunan bir insandı, herkesinde öyle olmasını isterdi. Onun için hala Hacı Ahmet sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle anılır, Allah rahmet eylesin…

 

*Faydalanılan kaynak: Medya ve şiddet kitabı. HEGEM, Hayat Boyu Eğitim Gelişim Derneği yayınları

**Aynı eser…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 47