• Ana Sayfa
  • »
  • KARİZMATİK LİDER; SELAHATTİN DEMİRTAŞ

KARİZMATİK LİDER; SELAHATTİN DEMİRTAŞ

Selahattin Demirtaş Kürt siyasetinde tanınmaya başlanan, yeni, genç ve aynı zamanda yılların olgun görünümüyle akil insanlar gibi önemli ve öne çıkmış halim, selim bir kişiliktir.

 

Selahattin Demirtaş Kürt siyasetinde tanınmaya başlanan, yeni, genç ve aynı zamanda yılların olgun görünümüyle akil insanlar gibi önemli ve öne çıkmış halim, selim bir kişiliktir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterdiği performans, demokrasinin gelişip, güçlenmesi için yürüttüğü kampanya, yüzündeki yumuşaklık ve üslubunda yakaladığı nezaket kurallarıyla adeta Kürt ve Türk insanını (entellektüelini) kendine hayran bırakmıştır. Onun bu nazik ve kibar üslubu hafızalarda uzun süre kalacağa benziyor. Aslında doğrusunu söylemek gerekirse her “Şuurlu ve bilinçli Kürt ve Türk İnsanları arasından” birer Selahattin Demirtaş çıkarmak mümkündür. Çünkü her “Bilinçli, şuurlu Kürt ve Türk İnsanı” zekâsıyla, yumuşaklığıyla, demokratlığıyla, barışseverliğiyle - içinde sert mizaçlılarını da barındırmakla birlikte - eşine az rastlanan insanlardır. Ancak Selahattin Demirtaş birkaç aylık seçim süreciyle birlikte Kürtler ve Türkler az da olsa birbirlerine karşı besledikleri ön yargıyı kırdığı için öne çıkmıştır. Onun bu tarzını sadece Kürtler meth etmiyor Kürdüyle, Türküyle her aklı başında bütün “Türkiye İnsanı” tarafından meth edilir duruma gelmiştir.

Bilindiği üzere iyi insanlarla ilişkinin bütünü “insan, yaşam ve yerle sınırlıdır.” Bu tarz ilişki yani toplumunun birleştiricisi ve kaynaştırıcısı demokrat ve insan haklarına saygılı yapısı, onun bu büyüleyici durumu herkesi Selahattin Demirtaş’a hayran bırakmıştır. O nedenle Selahattin Demirtaş’ın gösterdiği bu nazik ve kibar davranışı Kürt ve Türk toplumunun arasında bir köprü vazifesini göreceği aşikârdır. Benim daha önceki “Köprü Vazifesi ve HDP” adlı yazımda, bu partinin Türk Aydın ve entellektüelleri tarafından kurulmalıydı diye bir öneride bulunmuştum, hala o isteğimde ısrarlıyım. Ama Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yürüttüğü o başarılı kampanyada gösterdiği performans beni biraz bu düşüncemden alıkoymuştur. Doğrusunu isterseniz HDP batıda kurulsun istememin temel nedeni doğusuyla, batısıyla insanlarımız arasında var olan önyargıydı, var olan önyargı kırıldıkça arada köprü kurulur, kurulan bu köprünün sayesinde insanlar birbirleriyle yakınlaşır, yakınlaştıkça kaynaşırlar. Ne bazılarının dediği gibi Selahattin Demirtaş’ın CHP’nin başına geçmesine gerek var, ne de CHP’ye yol göstericilik yapmaya, Demirtaş’ın kendi çizgisinde demokrat, insan haklarına saygılı bir tutum içerisinde yoluna devam etmesi onun daha çok hayrına olur. Ana muhalefet partisi CHP olarak katı milliyetçi tutumundan vazgeçmesiyle birlikte özüne döner ve günümüz dünyasının politikalarına ayak uydurur, sol değerlere sahip çıkarsa - ki kısa zamanda böyle bir şeyi yapması zor gibi görünüyor- ancak o zaman CHP toplumda kapsayıcı bir rol oynayabilir. Onun bu tutumu ancak o zaman kendisini iktidara taşıyabilir. Yine bilindiği gibi iktidarda olması gereken şuan kendisi olması lazımken, dağınık bir ana muhalefet partisi durumundadır, görüldüğü gibi çok başlılığından dolayı doğru - dürüst ana muhalefetliğini de yürütememetedir. Şu andaki iktidar partisinin sağlıklı bir ana muhalefet partisini istemesinin temel nedeni, sanırım CHP’nin içinde bulunduğu bu hazin durumundandır. Eğer CHP iktidar olmak istiyorsa ve birçok konuda inisiyatifi ele geçirmek istiyorsa biran önce ırkçılık yapmaktan vazgeçmeli ve yeni CHP olarak bir an önce silkinip kendine gelmelidir. Diğer muhalefet partisinin durumu belli üzerinde durmak istemiyorum. Şu an itibariyle en önemli muhalefet Selahattin Demirtaş’ın başını çektiği partidir, hele şu cumhurbaşkanlığı seçim sürecindeki performansı Türkiye Halkının partiye güvenini iki kat arttırmıştır. Dolayısıyla şu an bu parti ileride iktidar adayı bir parti durumuna da yükselebilir. Zaten onun için kimi yazar - çizerler şu an en iyi muhalefeti yapan HDP’dir. Hatta deniliyor ki lokâl partiden çıkıp, toplumun bütün kesimlerini etkileyecek ve kucaklayacak bir parti olma yolundadır.

 

Onun için bu önemli kişiliğe ben şunu öneriyorum; yumuşak tarzı, demokrat kişiliği ve insan hakları savunuculuğu “ne oldum” havalarına kapılmadan devam ettirmeyi bilmelidir. Ancak bu tarzını yani sistemden uzaklaşıp topluma yaklaşmayı devam ettirdikçe, herkesin beğenisini kazanmaya devam edecek buna bağlı olarak karizmatik liderliğini de devam ettirecektir… 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1343