• Ana Sayfa
  • »
  • İYİ NİYET, ERDEM VE UYSALLIK GEREKTİRİR!

İYİ NİYET, ERDEM VE UYSALLIK GEREKTİRİR!

İyi niyet,huy veya karakter halis ve muhlis niyet kalıcı olabilmesi için erdem ve uysallık gerektirir. Çünkü, karakter, huy veya niyet kötüyse kısa zamanda niyetinin, huyun veya karakterin de kötü olduğu anlaşılır.

 

Halis ve muhlis bir niyet saf ve temiz bir niyetten gelir. Böyle bir niyet iki kişi arasındaysa birbirlerine kötülük yapmadıklarını niyetlerinin ( huy ve karakter) halis ve muhlis olduğunu davranışlarından anlaşılır. Ama niyet  kötüyse her ne kadar birbirlerine yüzeysel olarak da iyi davranıyor olsalar da esasta niyet kötüdür, o kötü niyet ( huy, karakter ) kokusunun en kısa zamanda ortaya çıkacağının bilinmesinde fayda vardır. Bunun için zaman ilerledikçe, kötü niyetten dolayı birbirlerine iyi davranmadıklarını hatta zamanı geldiğinde o kötü niyetlerini hemen ortaya koyduklarını, koyacaklarını görür ve anlarız. Bu durum iki kişi arasında da, iki aile veya aşiret vs. arasında da olsa böyledir. Kötü niyet, huy her ne kadar ilk zamanları ortaya konulmasa da kötü niyet, huy karakter meselesi olduğundan, zamanla anlaşılır. Ama halis ve muhlis niyet saf ve temiz niyetten geldiği için hiçbir zaman bozulmadan devam eder.

 

İyi niyet,huy veya karakter halis ve muhlis niyet kalıcı olabilmesi için erdem ve uysallık gerektirir. Çünkü, karakter, huy veya niyet kötüyse kısa zamanda niyetinin, huyun veya karakterin de kötü olduğu anlaşılır. Karakter, huy veya niyet birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Onun için o erdem ve uysallık sahibi olmayan insan hiçbir iyi niyet davranışını kalıcı kılamaz. Bu kişilerin veya karakterlerin iyi niyeti de, kötü niyeti de yaşamlarında hemen kendini gösterir. Bununla ilgili yani niyet, huy veya karakterle ilgili iki arkadaş arasında geçen bir söylence (rivayet) vardır. Derlerki; “İki arkadaş köylerinden birlikte gürbete çalışmaya giderler. İkisi de karınca kararınca iş bulur çalışırlar. Yalnız biri çalışır biriktirir, diğeri de çalışır keyfine bakar yer- içer, gezer- tozar. Gün gelir hem sıkılırlar ve hem de biraz da olsa birikimleri (Yalnız birinin keyfine baltığı için birikimi olmamış.) olmuş, memleketlerine geri dönme kararını alırlar. Memleket yolunda giderken kötü niyet bu ya o çlışıpta yiyen kişi kötü niyetini arkadaşını öldürmek istemesiyle ortaya koyar, her ne kadar diğer arkadaşı yapma etme! Arkadaşız! Akrabayız! Bunu bana yapmamalısın, bak beraber geldik bunca yol kat ettik, bu gurbet yollarında gün gelir bu yaptığın kötülük ortaya çıkar. Git  lan! Bu allahın çölünde kim bilebilir senden, benden başka hiçbir allahın kulu buralarda bulunmamaktadır. Ben seni aha buracıkta yok edeceğim paranı alıp evime güle güle çoluk çocuğumun yanına gideceğim, diyor. Diğer çocukta bununla kalamazsın, hiç tasalanma arkadaşım! Gün gelir nisan ayının yağmurlardaki su kabarcıkları seni ele verir. Yapma! Etme! Diye yalvarsa da, adam bildiğini okur ve adamı oracıkta öldürür. Adam o katil haliyle evine varır, herkes onun yanına gider ne edip, ne etmediğini sorarlar? Tabi köyün ahalisi adama diğer arkadaşının nerede kaldığını sorsalarda, o hiçbir şeyi görmediğini, bir zaman sonra o arkadaşla birbirlerinden ayrıldıklarını bir daha da hiç görüşemediklerini söylüyor olsa da, tabi arkadaşının o sözünü de hiç unutamamıştır. Tabi aradan epey zaman geçer. Gün gelir tam da nisan ayının günleridir. Nisan yağmuru yağınca su ve su kabarcıkları belirir, bunlarda kapının önünde eşiyle birlikte seyrederler dışarıyı, tabi o arada su kabarcıkları oluşur. Adam kendi kendine tebessüm eder, yani güler. Tabi eşi de onun o durumunu  görür, sen neden böyle kendi kendine güldün, tebessüm ettin diye ısrarla sorar? O da hiç diye cevap verir. Adam her ne kadar diretiyor olsa da tabi kadın sorusunda ısrar eder, kadının ısrarına dayanamayan adam  arkadaşına ne yaptığını baştan sona kadar eşine tek tek anlatır. Tabi gün gelir adam eşiylen didişir, kavga ederler. Eşiyle didişip kavga eden kadın dama çıkıp eşinin o adama ne yaptığını köyün ahalisine hem ağlar, hem de eşinin adamcağıza ne yaptığını köyün ahalisine tek tek anlatır. Böylece o adamın gizlice herkesten habersiz yaptığı o kötülük ortaya çıkar. İşte kötü niyet, karakter, huy her nerede olursa olsun gizliden de olsa yaptığı kötülüklerin, günün birinde mutlaka gün yüzüne çıkar. O nedenle kötülük, kötü niyet gün gelir her şeyiyle ortaya çıkacağı için erdem ve uysallık istenen iyi niyet ise kalıcı ve ömürlük olur.

 

 Kötü huy, niyet veya karakter, iyi niyet, huy veya karakter insanın kişiliğiyle ilgilidir. Her iyi niyet, huy veya karakter halis- muhlis insan, mutlaka çevresiyle uyumlu ve geçimli olur. Her kötü niyetli insan, karakteri de, huyu da kötü olduğundan yukarıdaki örnekteki gibi, çevresiyle uyum içinde olamayacağını ve hal böyleyken iyi geçinemeyeceğini de herkesin malumudur, yani iyi niyet, huy veya karakter kalıcı olabilmesi için erdem ve uysallık gerektirir. Onun için hem kötü, hem iyi niyet insanların iyi niyet, kötü niyet diye ikiye ayırabiliriz, bu durum yani kötü niyet ya da iyi niyet, karakter veya huy insanların  kişiliklerinde mevcuttur. Mevlana’nın çokta yerinde dediği gibi “Niyetler halis olunca/  Ameller olmaz heder.” …                

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1073