BİLGE, KALICI İZ BIRAKIR!

Toplumlarda nice hekimler, nice bilginler gelmiş geçmiştir. İşte günümüzde de kendisinden bahsettiren bu bilginlerden biri de yukarıda anlatılan Doktor Hekim Lokman’dır, Hekim Lokman toplumda kendi alanında kalıcı bir iz bırakmıştır.

 

Bilindiği gibi Lokman Hekim bütün doktorların üstadıdır. Nebati kısmının çiçekler ve otların dilinden anlayan bir kişiliktir. Dolayısıyla nebati denen çiçek ve otların her dönem (Şu anda da nebati ”ot ve çiçek” birçok hastalıklara karşı kullanılmakta olduğunu biliyoruz.) ilaç yerine kullanıldığı bilinmektedir. Lokman Hekim her ot ve her çiçeğin dilinden anladığından dolayı bu çiçek ve otlar Lokman Hekim’e karşı dile gelirmiş hangi ot ve hangi çiçek hangi hastalığa iyi geldiğini kendisine söylerlermiş. Rivayetlere göre Hekim Lokman her çeşit nebatinin yetiştiği Çukurova da, kimisi toprağı bol ve iyi bir verime sahip Harran Ovası’nda yaşadığını, kimisi de Elazığ tarafında yaşadığını bana göre her neresi olursa olsun, fark etmez. Lokman kendi döneminde iyi bir hekimmiş. Lokman Hekim’in yaşadığı yerlerde ve gezdiği bütün yerlerde doktorluğunu hakkıyla yaptığı için, orada yaşayan herkesi sapasağlam yaparmış, hatta herkes ağrısız, acısız dolaşırmış, orada yaşayan ahalinin o kadar ki Dr. Lokman’ın hekimliğine güvenmişler ki, herkes gelir Hekimi ölüme çare bulması için rahatsız ederlermiş.

 

Bunun için Hekim Lokman bütün dünyayı dolaşmış o sırada arama ve taramasını yaparken yorulmuş, o yorgunluğuyla büyük bir çınar ağacının altında uykuya dalmış, kendisi uykusu sırasında bir ses duymuş.” Bir çiçek dile gelir; hekim Lokman, bunca zamandır yaptığın bütün aramaların- taramaların bitsin, ben ölümün ilacıyım. Bundan sonrası insanlara da, hayvanlara da ölüm yok,”* demiş. İlacın nasıl yapılacağını da o sesten öğrenmiş, yapılma şeklini de bir deftere de bir güzel yazmış. Otu da kopararak, konağına doğru yola koyulmuş. Efsane bu ya kendince uygun bir yerde duraksamış ilacın nasıl yapıldığını yazdığı kâğıda bakayım derken kâğıt elinden uçmuş. Kimisi de şişede yaptığı ilacın olduğu bir sırada, şişeyi çıkarıp orta yere koyunca bir kuş tarafından kanadıyla şişeyi devirdiğini görmüş ve o sırada ilaç dökülmüş diye söylenir. O gün bugündür ölümsüzlük olayı ortadan kalkmıştır, derler. O gün bu gündür bütün canlılara ölüm hak olmuştur. Hekim bu haliyle, hekimliğine devam etmiş ve o var olduğu müddetçe bütün canlılar hekimliği sayesinde sağlıklı, acısız, ağrısız yaşamaya devam etmiştir. Hekim Lokman için çok çeşitli efsaneler anlatılır. Efsanelerden biri de asil ve asil olmayan insanlar için söylenen bir rivayet vardır. Hatırlayamadığım bir vatandaş tarafında Lokman Hekim’le ilgili tarihi bir anekdot anlatıldı. Anlatılan bu anekdot Lokman Hekim’in öyle bir becerisi vardı ki, nebatiden başka hastaları için değişik bir yöntem de kullanırdı. Mesela asil ve asil olmayan insanlarla ilgili anekdotu şöyle bir şeydi; “ Lokman hekim’in yanına gelen her tarafı şişmiş bir hasta Lokman Hekim hastayı sedyesinin üzerine yatırıp, hekim o sırada kısa ve ince sopasını alıp adamın vücuduna vuruvererek şöyle dermiş; “Sen iyisin, iyi insanlardansın, herkesten daha çok iyisin, aslın, kökenin iyidir.” Her vuruşunda Hekim onu öven o sözleri söylermiş. Kısa bir zaman içinde, adamın şişkinliği gider ve hasta o sırada ayağa kalkar.” Hasta Lokman Hekime ücreti neyse verir ve ona dua edip çıkıp evine gider. Derken, “Bir süre sonra aynı durumda bir başka hasta Hekimin yanına gelirmiş, ama bu sefer de Hekim yerinde yok, onun yardımcısı vardır. Onlara şunu der, “Hekim yerinde yok ama ben hastalığın nasıl geçeceğini biliyorum.” Hasta sahipleri madem biliyorsanız o zaman müdahale edin, diyorlar. Yardımcısı alıyor Hekim’in o küçük sopasını başlıyor vurmaya, “Sen iyisin, iyi insanlardansın, herkesten iyisin, aslın, kökenin iyidir.” Her vuruşunda övdüğü adam şişiyor, nerdeyse patlamak üzeredir. O esnada Hekim odaya gelip, duruma müdahale etmiş. Hekim hastaya şöyle demiş, “Sen kötüsün, senin kökenin kötü, sen aşağılık bir insansın, senden daha kötü insan yoktur.” Her vuruşunda hastayı aşağılıyor. Hasta gittikçe iyileşir ve ayağa kalkıp, Hekim’in elini öpmek ister. Lakin Hekim elini öptürmüyor. Hasta Hekim’e ücreti neyse verir ve dua edip çıkar. Tabi Hekim’in yardımcısı, hekime bakıyor, bir şeyler sormak istiyor, ama ne yazık ki, cesaret edipte soramıyor. Hekim durumun farkında, o diyor ki; yardımcısına, o ilk gelen hasta, asil bir aileden olduğu için her onu övdüğümde o kendini büzüyordu ve vurdukça şişkinliği iniyordu. Son gelen kişi asil bir aileden olmadığı için sen her onu övdüğünde o şişiyordu ve dolayısıyla ben o anda yetişmeseydim, senin övgünden dolayı adam nerdeyse patlayacaktı. İşte aynı hastalıktan dolayı gelen bu iki hastanın arasındaki fark buydu! Onun için hekimde olsan, ne olursan ol senden gelinceye kadar böylesi durumlarda acele etmeden çok dikkatli olman gerekir, rastgele insanların hastalık durumlarına ya da mevcut durumlarına müdahale etme, teşhiste emin olduktan sonra müdahale etmen daha sağlıklı olur. İşte böylesi durumlarda yaşamda asil olmak gerekir, bana göre hiç kimsenin övgüsüne, yergisine ihtiyaç duymadan yaşama dürüstçe devam etmek gerekir. Toplumun en üst kademesinde ya da en alt kademesinde olsan hiç kimsenin övgüsüne, yergisine ihtiyacın olmadan dürüstçe yaşamına devam et. Yoksa her durumda köpürürsen ve kendini başkalarının üzerinde görüp- şişirirsen, başkalarının övgüsüne ihtiyaç duyarsan psikolojik olarak da rahat edemezsiniz, toplumda da sanırım uygun bir yerin olmaz ve böylece herkesi kendine düşman olarak göreceksin.

 

Toplumlarda nice hekimler, nice bilginler gelmiş geçmiştir. İşte günümüzde de kendisinden bahsettiren bu bilginlerden biri de yukarıda anlatılan Doktor Hekim Lokman’dır, Hekim Lokman toplumda kendi alanında kalıcı bir iz bırakmıştır. Kimi bilginler toplumda Hekimlik etmiş, kimi bilginler de toplumun değişik alanlarında, topluma öncülük etmiştir. Mitolojikte olsa Hekim Lokman ve dünyadaki birçok bilge insan toplumda kalıcı iz bırakmıştır. Hekim Lokman, İbn-i Sina, farabi vs. gibi. Kendi alanlarında birer bilgelik abideleridir, günümüzde hala kendilerinden söz ediliyor. İbn-i Sina boşuna şu sözü kullanmamıştır: “Bilgeliğin en sağlam belirtisi, kalıcı bir sevinçtir.” Her bir bilge toplumuna birer kalıcı hediye bırakmıştır. Örneğin Hekim Lokman doktorluk alanında, Edison elektriği bulmayla yaşadığı toplumu sevindirmiştir yani listeyi uzata biliriz. İşte Onun için diyorum her bilge kendi alanında bir buluş bırakmalı ki, topluma kalıcı bir sevinç, kalıcı bir iz bıraksın…

 

Faydalanılan Kaynak: Türk Mitolojisi, Yazarı: Anthony E. Oceon Çeviren: Şefkat Sarıhan  Yayın evi: Mitoloji Tarihi Yayınları…

*sayfa:209-210

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 462