YOLUM MARAŞ`A DÜŞÜNCE...

Burada Maraş halkına ve konuyla ilgili yetkililere çağrıda bulunmak istiyorum: Maraş 600 bini aşkın bir nüfusa sahiptir. Sadece iki günlük gazete çıkabilmektedir. Meslektaşlarımız bu zor koşullara rağmen Maraş halkına çok kaliteli bir gazete sunmaktadır.

Maraş’ın hem Milli Mücadele Döneminde, hem de benim hayatımda anlamlı bir yeri vardır.  Milli Mücadele sırasında gösterdiği eşsiz kahramanlık örneği nedeniyle kendisine “Kahramanlık” payesi verildi. Benim hayatımdaki anlamına gelince…

1980 yılında ilkokulu bitirip ortaokula kayıt yaptırmıştım. Yani 1979-80 eğitim-öğretim yılında artık Mardin-Derik ilçesinde uzun sürecek olan öğrenim hayatımın ilk ciddi basamağındaydım.  Önceki sene yani 1978 yılında “Maraş Olayları” olarak telaffuz edilen Alevi vatandaşlarımızın evlerine yapılan saldırılardan söz ediliyordu. Türkiye’de sol kesim ve Alevi çevreleri bu olayların üzerinde ciddiyetle duruyor, protesto ediyorlardı. Benzer olayların Sivas ve Çorum’da da tezgahlandığını sıkça vurguluyorlardı.

Ülkede “Anarşi ve terörün azgın” olduğu bir atmosferde ailemizden kopmuş, daha önce hiç görmediğim bir şehirde, Derik’te başka gençlerin kiraladığı bir evde okulumuza devam ediyorduk. Zamanla başka gençlerle, liseli gençlerle tanıştık. Kendimizi  sol bir ortamın içinde bulmuştuk. Artık bu ortamda şekillenip yeni bir nitelik de kazanıyorduk okullu olmanın yanında.

Bir gün bir arkadaş geldi, dedi ki, “Yarın Maraş Katliamı’nın yıldönümü. Biz de Maraş halkına yapılan faşist saldırıları dersleri boykot ederek ve ardından lisenin kantininde yapacağımız bir forum ile protesto edeceğiz.”

Dikkatimi “boykot” ve “forum” kavramlarını çekti. Ne olduklarını bilmiyordum ama bu her iki kavram da birer eyleme işaret ediyordu. Neyse öğleye kadar birbirini tamamlayan bu her iki kavramın gerekleri yapıldı. Böylece ben de gerekler kapsamında ilk kez “Faşizme karşı”  payıma düşen sol eylemimi gerçekleştirmiş oldum.

Bundan sonra belleğimizde Maraş, Sivas ve Çorum şehirleri “Faşist Şehirler” olarak yer aldı. Zannediyorum, bu şehirlere giren hemen boğazından kesilecek ve öldürülecek. Hiç görmediğimiz bu şehirler ve burada yaşayan halkı için yıllarca sürecek olan bir ön yargı. Ne tuhaf ve ne gerici kokan bir önyargı! Belki de halkı birbirine kırdıracak ve düşmanca tutum içerisine sokacak bir önyargı hayata geçirilmişti ve yapmak istedikleri de bu olmalı idi.

Bu olaylardan 40 yıl sonra ilk defa Maraş’a gittim. Uzun zamandır Maraş’ı gezip görmek istiyordum. Maraş çoktandır o kötü psikolojiyi üzerinden atmış, her yönüyle üreten bir şehir haline gelmiştir. “Dondurma Diyarı” olarak marka haline gelmiş Maraş, aynı zamanda sanayisi ile de ön plana çıkmış, ülke ekonomisine katkı yapar durumda şehir. Özellikle zücaciyecilik sektörü çok iddialı.

Şehir çok temiz, belli ki halk ve belediye bu anlamda bir uyum içerisinde. Tarihi Suk-i Maraş Çarşısı esnafın yoğunlaştığı, bütün hünerlerini sergilemiş olduğu bir mekan. Dışarıdan gidenlerin ilk uğradıkları bir yer.

Tarihi yerler restore edilerek korunmaya çalışılmaktadır. Maraş Kalesi tadilat nedeniyle kapalıydı, gezme şansımız olmadı. Ulucami halkın ibadetine açık. 1454 yılında yapılan cami daha sonra restore edilerek günümüze kadar ayakta durmayı başarabilmiştir. Yine önemli bir camii olan Arasa Cami restorasyon çalışmaları nedeniyle ibadete kapalıydı.

Şehirde bir gün zaman geçirdik, gezmek ve daha fazla ziyaretler gerçekleştirmek için zamanımız yoktu; şüphesiz şehrin gezilecek çok yerleri vardır. Bu kısıtlı zamana rağmen meslektaşlarımızı daha şehre gitmeden ziyaret etmeyi ve onlarla tanışmayı tasarlamıştık.

Maraş Basını Şehrin Aynası

Aslında her şehir her memleket için basın bir ayna bir hafıza işlevine sahiptir. Bütün sıkıntılara rağmen basın bu her iki işlevini yerine getirmeye çalışmaktadır. Sora sora gazeteci dostlarımızı bulduk, çaylarını içtik ve dertleştik: Hem ülke, hem mesleğimizin yaşadığı bu zor zamanda hep birlikte yaşamakta olduğumuzlar konusunda dertleştik, görüşlerimizi birbirimize aktardık.

Kahramanmaraş Gazeteciler Cemiyetinin ve basınının yüz akı, başarılı ve mesleğin emektar insanları olan değerli Ali Eskalen ile ilkin temas sağladık. Sorunca Kızıltepe Gazeteciler Derneği’nin başkanı olduğumu öğrendi. Cemiyetin değerli bir başka yöneticisi ve Maraş basınına çok hizmeti olmuş sevgili Niyazi Kara ile sohbette bilmediklerimiz hakkında bilgi sahibi olduk. Ve Maraş basınının hafızası, meslekte “duayen”  unvanını emeğiyle hakkeden Bekir Doğan abimizle tanışma şerefine nail olduk. Çok değerli eserlere de imza atmış bir gazeteci. Bize hediye ettiği kitaplarından Basına Sansür ve CİA’nın Yeşil Kuşak Projesi: 15 Temmuz’a Giden Yol basın mesleği ve Türkiye’nin son süreçte yaşadıkları hakkında bilgiler içeren  sadece ikisi. Maraş basını ve şehrin sosyal hayatı ile ilgili çalışmaları devam etmektedir. Bekir Doğan aynı zamanda haftalık olarak çıkan  Kahramanmaraş Gazetesi’nin yazı işleri müdürlüğü görevini de sürdürmektedir. Ayrıca hali hazırda gazetelerin birleşmesinden dolayı şehirde Kahramanmaraş Manşet ve Kahramanmaraş’ta Bugün adlı günlük olarak yayınlanan gazeteler olarak yayın hayatlarını sürdürmektedir.

Burada Maraş halkına ve konuyla ilgili yetkililere çağrıda bulunmak istiyorum: Maraş 600 bini aşkın bir nüfusa sahiptir. Sadece iki günlük gazete çıkabilmektedir. Meslektaşlarımız bu zor koşullara rağmen Maraş halkına çok kaliteli bir gazete sunmaktadır. Gazeteleri inceledik, hem içerik-haber zenginliği ve köşe yazılarının niteliği- hem de görsel açıdan kaliteli bir şekle sahiptirler. Bu bakımdan bu gazetelere ve gazete çıkaranlara destek olunması, dayanışma içerisinde bulunulması şehri daha farklı bir noktaya taşıyacaktır.

Şunu unutmamak lazım ki, yaşadığımız deneyimler ışığında diyebiliriz ki, basına olduğu zaman pek değer gösterilmiyor; ancak olmadığı zaman da eksikliği büyük oranda hissedilir. Bu nedenle basının değerini iyi bilmek gerekiyor.

Ayrıca şunu unutmamak lazım ki, şu aşamada da dünya ve Türkiye bir dizi sıkıntılardan geçmektedir. Ortadoğu, ABD ve yardakçılarının sömürü amacıyla sözüm ona “demokrasi müdahalelerine” uğramaktadır. Tunus’la başlayan Libya ve Mısır ile devam eden Suriye ile geniş bir alana ve zamana yayılan bu müdahalelerin hedefi aynı zamanda Türkiye’dir. Cehenneme çevrilen bu ortamdan Türkiye hali hazırda az etkilenmiş ancak bu, atlattı anlamına da gelmez.  

Maraş yolculuğumda bana destek olan arkadaşım Şükrü İldem’e katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum.

Saygıyla…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 22